PİS KOKAN BİR AŞK...
Bir yanda; Avrupa’nın
ortasında uygar bir kentte, uygar insanlar arasında dili, dini ve kültürü
farklı olduğu için yabancı konumuna düşen daha doğrusu düşürülen, dışlanan,
ötekileştirilen Tarık’ın bu insanlara sorduğu soru: "Neyi seversiniz siz?
Arabalarınızı seversiniz, köpeklerinizi seversiniz, ha bir de biralarınızı
yudumlamayı seversiniz." Diğer yanda; yine aynı Tarık’ın kendisini tutkulu
bir aşkla seven, çevre baskısına karşı onu kanatları altına alan Katrin, zaman
zaman ilkellik boyutuna varabilecek zaafları yüzünden pis kokan bir aşk yaşatan
olaylar örgüsü...
Devlet Tiyatroları
ekolünden bir muhteşem oyun daha; Soğuk
Bir Berlin Gecesi ; insanı hem düşündüren aynı anda duygulandıran hatta ve
hatta hissedilen duygularda kuşku yaratan bir oyun.Hayattaki yerinizi
sorgulatan anekdotlarıyla ve kendinizden ufacıkta olsa bir iz bulabileceğiniz
oyuncularıyla , insana karakter çözümlemesi yaptıran sinema tadında soluksuz
izlenecek sahneler içeriyor.
İki saat beş dakika süren
oyunun karakterleri başta olay örgüsünün etrafında döndüğü Tarık(Salih
Bayraktar), Almanya'da delicesine sevdiği kadın Katrin(Bahar Işık) ,Katrin'nin
annesi Gerda(Senem Şahin) , kardeşi Peter(Gökhan Tüzün) ve arkadaşı Olaf(Sedat Mayadağ)
Oyunda kadın erkek ilişkisine
iki taraftan da bakıldığı görülebilmektedir. Erkekler için özellikle kıskançlık
konusunda haklı oldukları düşüncesi kimi zaman ön plana çıkabilse de yine de
kendilerini her şeye rağmen iyice sorgulamaları, nerede durması gerektiğini
bilmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır. Tabi yabancı bir dünyada insanların
diğerlerine karşı olan tutumları yine sorgulanmaktadır.
Hastalıklı bir ilişkinin,
kendilerine özgü karakterlerin , akıcı ve gerçekçi bir kurgunun muhteşem
oyunculukla birleşmiş hali. Kimi ilişkilerde herkesin başına zaman zaman
gelen kareleri tüm cepheleriyle gözler önüne getiren, replikleriyle
vurgularıyla çeşitli sorunlara gönderme yapan ve izleyicinin dikkatinin bir an
bile dağılmasına izin vermeyen bir oyun bu..
Her sahnesinde nefesinizi
tutarak beklediğiniz , beklerken kalp atışlarınızın istemsiz hızlandığını fark
ediyorsunuz...
Tarık'ta , tutkulu bir aşkı
tadarken aynı zamanda saplantılı duygularınızı keşfediyorsunuz.Katrin'de hem
aşık hem de bunalmış bir ilişkiden kurtulmaya çalışan bir kadın
oluyorsunuz.Olaf'ta eski bir arkadaşını tüm içtenliğiyle selamlayan bir adamın
yanında yasak bir ilişkinin içinde buluyorsunuz kendinizi.Barış Eren'in
karakter analizinin beraberinde şapka çıkartılır bir yaratıcılığı olduğu
kanısına varıyorsunuz.
Aynı zamanda insanlarına
diline kültürüne yabancı bir yerde yaşayan bireyin "Ötekileşmesini"de
çarpıcı bir biçimde işliyor.Ötekiler, yabancılar, yalnızlık ve pis kokular
üzerine ziyadesiyle tatmin edici bir oyun. Emek,eser. Başta eserin sahibi ve
rejisörü Barış Eren olmak üzere saygı ve de sevgilerimi ilettikten sonra Salih
Bayraktar 'ın önünde şapka çıkarmayı kendime bir borç bilirim.
Sinan Yardımedici'yi
başarılı sahne dekorundan dolayı kutlamak lazım.Oyun esnasında arada sırada
kopup sadece dekoru incelemeye dalıyorsunuz.Dekorda yer alan fotoğrafların
nerede çekilmiş olabileceğine dair tahminler yürütmeye çalışıyorsunuz.Oyundan
sonra "bu dekoru alıyım ben eve götüreyim, içinde yaşayayım"
önerisinde bulunma hissi uyandırıyor sizde.
Sinema mı?
Tiyatro mu?
Bu soruyu
soruyorsanız kendinize bir de Soğuk Bir Berlin Gecesi'ni izledikten sonra
tekrar düşünün isterim...
SEZGİ
BAĞCI

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder