Antalya deyince şüphesiz ilk akla gelen yerlerden biridir
Kaleiçi. Kaleiçi sokaklarında dolaşırken, her zaman birbirinden renkli
görüntülerle karşılaşabilmek mümkün.
Eski ve
dekore edilmiş, baktıkça huzur veren evlere rastlayabilmek mümkün. Evlerin
birçoğu ortakal ve limon ağaçları ile çevrilidir. Mevsiminde rengarenk canlı
görüntüler oluşur. Evlerin yapısı çoğunlukla aynı, taş yapıya sahip. Geçişçe
pencereleri olduğu için içeriye temiz hava, bol bol güneş ışığı girmekte.
Evlerin büyük çoğunluğunda bahçe var. Şimdilerde zemin katlar cafe, incik
boncuk satan dükkanlardan oluşuyor. Üst katlar ise hala yaşam alanı olarak
kullanılmakta.
Her bir
sokağı birbirinden farklı görüntü barındırıyor. Gezmek, görmek, fotoğraflama
isteği yerli, yabancı herkesi büyüsü altına alıyor. İnsanları ayrı, kendisi
apayrı sokakları, renk renk evleri, yol boyunca mis kokan çiçekleri, kısacası
saatlerce yürümeye değer Kaleiçi sokakları…
Hadrianus
Kapısı veya Üçkapılar, Antalya'da kenti çevreleyen sur üzerindeki anıtsal
kapılardan biridir. Mermer kapı da denir. 130 yılında Roma İmparatoru
Hadrianus'un Antalya'yı ziyareti sırasında, ona hitaben yapılmıştır. Üç gözlü
olan kapının Latince bir kitabesi vardır. Korint üslubunda süslü mermer
sütunlardan, kapının üzerinde yer alan, imparator ve ailesinin heykellerinden
günümüze sadece kitabe kalabilmiştir.
Günümüzde
ibadete açık olmayan; fakat Antalya’nın simgeleri arasında gösterilen Kesik
Minareli Camii, şehre gelen turistler tarafından ziyaret edilen yerlerden
biridir. Köklü bir
geçmişe sahiptir Kesik Minareli Camii. İlk dönemlerinde kilise olarak inşa
edilmiş olsa da II. Beyazıt’ın oğlu Sultan Korkut tarafından camiye
çevrilmiştir. XIX. yüzyılda geçirdiği yangın sonrası minaresinin ağaç kısmı
yanınca Kesik Minareli Camii olarak anılmaya başlanmıştır. Eşine az rastlanır
bir dini yapı olan Kesik Minareli Camii en son 1974 yılında restore edilmiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder